İstanbul dediler mi benim aklıma
Vaiz sokağı gelir hemen.
Edirnekapı gelir, evimiz gelir
Köşebaşında duran bir güzel kız gelir.
Biletçi zili çeker, tramvay durur
Bir manav, bir meyhane, iki akasya
Kumrular geçer kilisenin çan kulesinden
Beyaz bulutlar geçer...
6. yüzyılda inşa edildiği sanılan ve yapımından bu yana birçok kez restorasyona tabi tutulan Kariye Müzesi İstanbul ziyaretçilerinin vazgeçilmez mekanı olmayı sürdürüyor. Müzenin çevresinde yer alan Kariye Mahallesi’nde ise hızla akan bir hayat var. Yukarısı ne kadar mistik ve gizemli ise burası bir o kadar hayatın içinde ve gerçek.
Edirnekapı’daki Vaiz Sokağı böyle anlatır Turgut Uyar. Vaiz Sokak’tan yokuş aşağı vurunca Kariye karşılar bizi. Yüzyılların izini taşıyan bu eşsiz mabet hala hikayeler anlatmaya devam eder usul usul.
Kuruluş tarihinin 6. yüzyıl olduğu tahmin edilen Kariye Müzesi, inşa edildiğinden bu yana birçok kez restorasyon görmüş. Konstantinus surlarının dışında kalması sebebiyle binaya taşra ya da kırsal alan anlamına gelen ‘Chora’ adı uygun görülmüş. Chora’nın kaderi 14. yüzyılda II. Andronikos’un tahta geçmesiyle değişir. Küçük Asya’dan gelen önemli bilgin Metokhites Chora Kilisesi’nin inşasına tekrar başlar. Edebiyat ve siyasetteki başarılarının bir devamı olarak Metokhites gerek mimari, gerekse iç süsleme sanatında da aynı başarılarını devam ettirerek, binanın mozaik ve fresk süslemelerini mükemmel bir ustalıkla yerleştirir. Kronolojik dini hikayelerin anlatımı ve ikonografik göndermelerdeki başarı dikkat çekicidir.
Bizans dini resim sanatında mozaik ve fresk süslemesinin şüphesiz çok önemli bir yeri var. Mısırlılar ve İraniler tarafından bulunan bu sanat önce yer süslemesi olarak uygulanır. Helenistik dönemde camın da kullanımıyla zenginlik kazanarak gelişen mozaik üçgen, kare, dikdörtgen gibi şekillerde kesilerek bu parçaların yan yana dizilmesinden meydana geliyordu. Fresk ise taze boyanın ezilerek suda erimiş halinin, henüz yapılmış yaş sıva üzerine sert ve uzun kıllı fırça darbeleriyle uygulanmasıdır. Kariye Müzesi’nin ‘Parekklesion’ bölümünü süsleyen bu uygulama gerek resim tekniği, gerekse malzeme açısından üniversitelerin araştırma konusu olmaya devam ediyor. Fresklere uzun süre bakakalan Anne ve Franck’a kiliseyi nasıl bulduklarını soruyorum. Fransız çift gözleri parlayarak mekanı eşsiz bulduklarını anlatıyorlar. Anne, “İstanbul kültür açısından dünyanın en önemli kentlerinin başında geliyor bence” diye ekliyor.
Chora’yı diğer kiliselerden ayıran başka bir özellik ise, Meryem’in hayatını betimleyen sahnelerin kabul gören dört İncil’de dahi işlenmemiş olmasına rağmen, Chora’da kronolojik sıra halinde dev bir resimli ansiklopedi gibi takip edilerek anlatılması. Dindar bir kimliği olan Theodore Metokhites, Chora Kilisesi’nin adına mistik bir anlam daha katarak giriş kapısının üzerindeki mozaikte, Chora (Latince’de rahim) “sınırsız olanın mekanı, yere göğe sığmayan İsa’nın ana rahmine sığdığı, vücut bulduğu yer” olarak betimleyen bir mozaik yaptırarak kiliseyi, Meter Theou (Tanrının anası) Meryem’e ithaf eder. Bütün mozaiklerin açıklamalarını rehberinden tek tek dinleyen Josefina Zamirc İspanya, Katalonya’dan geliyor. Zamirc, “Yapıyı çok şahane buldum. Bugüne kadar çok iyi korunmuş. Bazı sahnelerin canlandırılması olağanüstü. Benim için dünyanın dokuzuncu harikası burası.” İspanyol turiste sekizinci harika olarak nereyi kabul ettiğini sorduğumda da bir İstanbul hayranı ile karşı karşıya olduğumu anlıyorum. “Ayasofya…”
İstanbul’un fethinden sonra da bir süre kilise işlevi gören bu kutsal mekan, 1211 yılında Atik Ali Paşa tarafından mozaiklerin üzerleri ince bir sıva ve badanayla örtülerek camiye dönüştürüldü. Yapıya bugüne kadar uygulanan en kapsamlı çalışma merkezi Washington’da bulunan Amerikan Bizans Enstitüsü tarafından yapıldı. 1948 yılında gerçekleştirilen çalışmada mozaikler ve freskler temizlendi. Kariye Müzesi çevresi ise Turing otomobil kurumu başkanı Çelik Gülersoy tarafından başta ahşap Osmanlı evlerinin restorasyonu olmak üzere birtakım düzenlemelere tabi tutulmuş. Müzenin yanından devam eden yokuş Sarmatomruk caddesine çıkıyor. Mahallede hızlı akan bir hayat var. Yukarı taraf ne kadar mistik ve gizemli ise burası bir o kadar hayatın içinde ve gerçek. On yedi yaşından beri mahallede yaşayan Sermet Teyze evde yalnız oturmaktan sıkılmış olacak ki, uzun bahçe duvarından sarkmış, gelen geçeni gözlüyor. Biz de nasibimizi alıyoruz Sermet Teyze’den. Sıcacık bir merhabayı kapıyoruz.
Müze çevresine geri döndüğümüzde müthiş bir kalabalıkla karşılaşıyoruz. Kariye’deki hareketlik turist sezonuna bağlı olarak değişiyor. Ancak mahalle sakinleri de pazar muhabbetine eşlik eden bir bardak çayı da müzenin doyulmaz manzarası karşısında içiyorlar. Bebekleri Emir ile çay bahçesinde bulunan İpek Hanım ve Volkan Bey keyifli bir pazar günü geçiriyorlar. Doğma büyüme mahalleli olan Volkan Bey, “Bu çevre zaman içinde oldukça değişti. Özellikle restorasyonlardan sonra çok güzel bir tat yakaladı mahalle. Ama tarihi yarımadaya daha çok sahip çıkılması gerekiyor,” diyor.Müzeden çıkınca bile o eşsiz mozaik ve fresklerin etkisinden kurtulmak mümkün değil. Kronolojik sıraya göre dizilmiş mozaik ve freskler iç nartekste Kutsanmış Bakire’nin hayatını, dış nartekste ise İsa Mesih’in yaşam hikayesini ve gerçekleştirmiş olduğu mucizeleri anlatıyor. Sahneler sıraya sadık kalınarak takip edildiğinde daha sürükleyici ve akılda kalıcı oluyor. Okuma yazma bilmeyen insanların da öğrenebilmelerini amaçlayan bu uygulama bugün bizleri de keyifli bir yolculuğa çıkarıyor.
Meryem’e övgü dolu şiirlerin yazıldığı kısımda Aziz Ioannes Damaskenos’un önündeki yazıda belki tüm insanlık tarihinin bugün de dahil yaşadığı acıları özetleyen, acının da insana dair bir olgu olduğunu kabullenmemizi sağlayan söz yer alıyor: “Yaşamın hangi tadı kaldı ki acıdan pay almamış olsun.”
...Ve şair Aydın Hatipoğlu Kariye için son sözü söylüyor;
Bak bu sensin billur ışığı sesin
Bu senin giysilerin kıvrımlarıyla susan
Sanki biz Kariye’de bir mozaik bahçesiyiz
Buhurdan ve şamdan ve tütsü ve ayin olan..
http://www.boyutpedia.com/default~ID~2014~aID~67489~link~zamanin_mozaik_bahcesi.html
http://www.restorasyonforum.com/istanbul/istanbul-kiliseleri-t191.0.html
Yazar: M. Mekin GÜÇLÜ
Teşekkürler...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder